top of page

Hastalıklar ve Beslenme

Çocuk Gastroenteroloji Nedir

Çocuk gastroenteroloji, hepatoloji, beslenme uzmanlar bu alanın hastalıkları ile ilgilenen doktorlardır. Gastro mide, entero ise bağırsak demektir. Genel olarak çocuk gastroenteroloji,  18 yaşına kadar olan çocukların ağızdan anüse kadar tüm sindirim sistemi hastalıkları ile ilgilenir. Hepato ise karaciğer demektir. Karaciğer, safra yolları, pankreas ve dalak hastalıkları ile ilgilenir. Beslenme ise tüm hastalıkların tedavisinde hatta hastalıklardan korunmada çok önemlidir. 

KID-MK-.jpg

Teknolojideki Bunca Gelişmeye Rağmen Neden Hastalanıyoruz ?

Son 50 senedeki bilim ve teknolojideki gelişmeler sayesinde geçmişe göre çok rahat ve konforlu bir yaşam sürdüğümüzü söyleyebiliriz. Bilimdeki bu gelişme tıpta da özellikle hastalıkların tanısında kullanılan laboratuvar, genetik ve radyolojik inceleme alanlarında belirgin düzeyde oldu. Peki bu gelişmeye rağmen neden hala hastalanıyoruz. Hatta hastalıkların sıklığı artıyor.  

Bunun başlıca iki nedeni var. Tam olarak anlaşılamamış olan iki faktör: 

Birincisi son 20 senenin popüler konusu olan mikrobiyota. Bağırsaklarımızda kendi hücrelerimizden daha fazla sayıda mikroorganizma taşıyoruz. Normal şartlarda, bunlar belli bir denge halinde ve yararlı mikroplar fazla, zararlılar az miktarda bulunuyor. Bu yararlı mikroorganizmalar bağışıklık sisteminin dengelenmesinden, birçok faydalı madde salgılanmasına kadar birçok etkileri var. Antibiotik kullanımı, yanlış beslenme ve sezeryan doğum gibi bu yararlı mikropları azaltan durumlar uzun dönemli hastalıklara neden oluyor. Bununla birlikte mikrobiota konusu halihazırda tam anlaşılamamış durumda. 

İkinci faktör ise tamamen çevre. Yaşadığımız iklim koşulları başta olmak üzere hava kirliliği, hatta polene maruz kalma gibi çevresel etkiler. Özellikle iklim değişiklikleri ve küresel ısınma insan vücuduna ve mikrobiotaya etkileri konusunda hemen hemen hiçbir şey bilinmiyor. Çalışmaların çoğunluğu bitki ve hayvanlarda yapılmış. Sadece bir insan çalışması var.  Aslında tansiyon, şeker, kanser, otizm gibi sıklığı artan ve mekanizması halen anlaşılamamış durumlarda iklim değişiklikleri- mikrobiota bağlantısı asıl etken. Bu etkiyi ancak ve ancak doğru beslenme ve bazı ilaçlar sayesinde dengeleyebiliriz.  

Ama hangi ilaç? Ayrıca nasıl beslenilecek? Bu konuda tüm duyduklarınızın önemli bir kısmının yanlış olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden bu konuda biraz çaresiz hissedebilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. 

Bütün Hastalıklar Bağırsaklardan Başlar

Hipokrat yaklaşık 2400 yıl önce bu ifadeyi kullanmıştı. ‘Bütün hastalıklar bağırsaklarda başlar’. Günümüzde ise bunu destekler nitelikte çalışmalar yayınlanmaya başlandı. Hatta ‘ne alakası var’ diyebileceğimiz hastalıklarda fekal transplantasyonun (dışkı nakli) etkili bulunması bunun bir örneği. Peki, dışkı nakli veya diğer adıyla mikrobiota transfer terapisi örneğin otizmde niye etkili?

gastro-irritablebowelsyndrome-900x600-decorative.jpg

Evet son 20 senenin popüler konusu olan mikrobiyota. Bağırsaklarımızda kendi hücrelerimizden daha fazla sayıda mikroorganizma taşıyoruz. Normal şartlarda, bunlar belli bir denge halinde ve yararlı mikroplar fazla, zararlılar az miktarda bulunuyor. Bu yararlı mikroorganizmalar bağışıklık sisteminin dengelenmesinden, birçok faydalı madde salgılanmasına kadar birçok etkileri var. Antibiotik kullanımı, yanlış beslenme ve sezeryan doğum gibi bu yararlı mikropları azaltan durumlar uzun dönemli hastalıklara neden oluyor. Yararlı mikropların azalması özellikle bağışıklığın sisteminin düzeninini bozarak hastalıklara neden oluyor. O yüzden her türlü hastalıkta, mikrobiotayı nasıl dengede tutabileceğimiz konusunda işin uzmanından bilgi almamız gerekiyor. Aksi halde asıl hastalığımızın tedavisi başarılı olamayacaktır

Beslenme Neden Önemli?

‘ Teknolojideki bunca gelişmeye rağmen neden hastalanıyoruz ? ‘ kısmında belirttiğim gibi hastalıkların oluşumunda mikrobiota değişimi çok önemli. Mikrobiotamızı belenmemize dikkat ederek dengeleyebiliriz. Bu yüzden hastalanmamak, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz için en önemlisi beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Ayrıca sağlıklı bir yaşam derken sadece fiziksel değil, psikolojik açıdan da. Öyle ki insanların sadece küçük bir kısmı fiziksel hastalıklardan muzdarip iken, çoğunluğu psikolojik olarak normal değil. Çünkü mikrobiota değişimi önce psikolojimizi etkilerken daha sonra fiziksel problemler gelişir. O yüzden önce psikolojik sağlığımızı korumak, kendimize güvenmek, değerimizi bilmek, sosyal ve girişgen olmak, hatta çalışkan olmak için beslenmemize dikkate etmemiz gerekli. Ama önerilen onlarca beslenme sistemi ve diet arasından hangisi? Hangi diet ve ne zaman? Bu konularda benimle iletişime geçebilirsiniz.

Fonksiyonel Hastalıklar - Stres- Beslenme

Bilinmesi gereken önemli bir konu hastalıkların çoğunun organik değil fonksiyonel olduğudur. Yani muayene, laboratuvar ve radyolojik tetkikler normal saptanır. Aynı migren, kas-eklem ağrıları, fonksiyonel hazımsızlık ve huzursuz bağırsak sendromu gibi hastalıklar… Çoğu zaman klasik tedaviden cevap alınamaz ve hastalara, bu durumun psikolojik olduğu, strese bağlı geliştiği söylenip psikiyatri hekimlerine yönlendirilir. Ama bu hastalıklar mikrobiota bozukluğuna bağlıdır ve mikrobiota bozukluğu hem stres, depresyon gibi psikolojik sorunlara hem de fiziksel şikayetlere neden olur. O yüzden fonksiyonel hastalıklarda beslenme düzenlenmesinin ne kadar önemli olduğu bilinmez ve bu hastalar yıllarca hayat kaliteleri bozuk olarak yaşarlar. Ayrıca bir şikayet olduğunda vücutta bir inflamasyon olduğu ve yıllar sonra bu durumun daha ağır fiziksel rahatsızlıklarla sonuçlanabileceği bilinmelidir. Bu yüzden her şikayet ciddiye alınmalıdır. Sebebi bilinemeyen bu fonksiyonel hastalıklardan muzdarip iseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.

istockphoto-1372478419-612x612.jpg

Hastalanmamak İçin Neler Yapmalıyız?

‘ Teknolojideki bunca gelişmeye rağmen neden hastalanıyoruz ? ‘ kısmında belirttiğim gibi hastalıklarda mikrobiota değişimi çok önemli. Bu yüzden hastalanmamak, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz için en önemlisi beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Ayrıca sağlıklı bir yaşam derken sadece fiziksel değil, psikolojik açıdan da. Öyle ki insanların sadece küçük bir kısmı fiziksel hastalıklardan muzdarip iken, çoğunluğu psikolojik olarak normal değil. Çünkü mikrobiota değişimi önce psikolojimizi etkilerken sonra fiziksel problemler gelişir. O yüzden önce psikolojik sağlığımızı korumak, kendimize güvenmek, değerimizi bilmek, sosyal ve girişgen olmak, hatta çalışkan olmak için beslenmemize dikkate etmemiz gerekli. Ama önerilen onlarca beslenme sistemi ve diet arasından hangisi? Hangi diet ve ne zaman? Bu konularda benimle iletişime geçebilirsiniz.

Tanı ve Tedavide Neler Yapıyoruz?

Öncelikle tüm hastalıkların tanısında şikayetlerin ayrıntılı sorgulanması, çevresel faktörler (sezeryan doğum, antibiotik kullanımı, sigaraya maruziyet, vs..) veya ailede herhangi bir hastalık olup olmadığının değerlendirilmesi ile fiziksel muayene çok önemli bir yer teşkil etmektedir. İkinci aşamada kan, idrar veya dışkı tetkiki gibi laboratuvar tetkikleri veya gerekirse ultrason, MR gibi bazı radyolojik incelemeler kullanılabilir.

Ama unutmamak gerekir ki hastalıkların önemli bir kısmı organik değil fonksiyonel hastalıklardır. Yani muayene, laboratuvar ve radyolojik tetkikler normal saptanır. Aynı migren, kas-eklem ağrıları, hazımsızlık ve huzursuz bağırsak sendromu gibi hastalıklar… Çoğu zaman klasik tedaviden cevap alınamaz ve hastalara, bu durumun psikolojik olduğu, strese bağlı geliştiği söylenip psikiyatri hekimlerine yönlendirilir. Ama bu hastalıklar mikrobiota bozukluğuna bağlıdır ve mikrobiota bozukluğu hem stres, depresyon gibi psikolojik sorunlara hem de fiziksel şikayetlere neden olur. O yüzden fonksiyonel hastalıklarda beslenme düzenlenmesinin ne kadar önemli olduğu bilinmez ve bu hastalar yıllarca hayat kaliteleri bozuk olarak yaşarlar. Bu hastalıklardan muzdarip iseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.

Beslenme ve Beyin

Son yıllarda özellikle çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastalığı ile otizm, erişkinlerde depresyon, obsessif-kompulsif bozukluk, yaşlılarda ise Alzheimer hastalığının sıklığında artış görülmektedir. Diğer taraftan bu hastalık tanısı olmayan çocukların veya erikinlerin tamamen normal olduğunu söylemekte çok kolay değil. Zaten bunu günlük hayatımızdaki karşılaştığımız bireylerden hatta kendimizden bile anlıyabiliyoruz. Toplumun önemli bir kısmı hafif de olsa bu hastalık bulgularına sahip. Peki özellikle nöropsikolojik hastalıklarda epidemi derecesindeki artışa sebep olan faktör nedir? Mikrobiota bozukluklarının bu hastalıklarda çok önemli bir rol oynadığı artık kanıtlanmıştır. Hatta fekal transplantasyonun (dışkı nakli) otizmde fayda sağladığı gösterilmiştir. Ayrıca Alzheimer hastalığı artık tip 3 diabet olarak adlandırılmaktadır.

image-asset.jpeg

Ama unutmamak gerekir ki hastalıkların önemli bir kısmı organik değil fonksiyonel hastalıklardır. Yani muayene, laboratuvar ve radyolojik tetkikler normal saptanır. Aynı migren, kas-eklem ağrıları, hazımsızlık ve huzursuz bağırsak sendromu gibi hastalıklar… Çoğu zaman klasik tedaviden cevap alınamaz ve hastalara, bu durumun psikolojik olduğu, strese bağlı geliştiği söylenip psikiyatri hekimlerine yönlendirilir. Ama bu hastalıklar mikrobiota bozukluğuna bağlıdır ve mikrobiota bozukluğu hem stres, depresyon gibi psikolojik sorunlara hem de fiziksel şikayetlere neden olur. O yüzden fonksiyonel hastalıklarda beslenme düzenlenmesinin ne kadar önemli olduğu bilinmez ve bu hastalar yıllarca hayat kaliteleri bozuk olarak yaşarlar. Bu hastalıklardan muzdarip iseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.

bottom of page